Keyf Town

evet sayin seyirciler, ben ve ekibim bu kez de Cape Town’daydik. Hic uyumayan sehir anlamina gelen Cape Town’da sicak dizayn ruzgarlari esiyordu bu hafta. Design Indaba’nin son gunune geldigimizde, sabahtan Guney Afrika’nin en onemli karikaturisti Zaphiro’dan ulkenin karakalem bir tarifini alma firsati yakaladik. Kendisi zeki, cevik ve son derece komik biriydi.Bunu Brian Eno’nun fasafiso sunumu izledi.
Ancak son sunumda ne idugu belirsiz bir adam, sasirtici yetenekleriyle hepimizi kirdi gecirdi sayin seyirciler.
Iste kirildigimiz anlardan biri. Tum bu dizayn olaylari bittiginde Johannesburg’a donmek icin sadece 1 gunumuz kalmisti. Yapilacak cok sey, ama ne yazik ki cok az zaman vardi. Biz de hemen sokaklara aktik tabii.
Sokaklarda muzisyenler, yerel danscilar ve tabii ki tas gibi binalar vardi. Cok soguk oldugu icin denize girmesek de, buharli bir gemiyle cape town korfezinde steampunk bi hava yakaladik Finli ev arkadasim Mikko ile. Yakalarken bir de ne gorelim, denizde canli bir hayvan!
Bir deniz foku.
Iste karsinizda dunyaca unlu Afrikan Deniz Foku sayin seyirciler.Bu da Cape Town'in en eski yapisi sayilan saat kulesi.Bundan sonra “hadi bi bira patlatalim” yani “let’s bomb some beer” diyerek guzel gunesli bir yere oturduk. Arkamiza yaslanip gunesin tadini cikarirken kulagimiza harika bir muzik calindi. Cape Town Social Club diyebilecegim bir grup sevimli adamdi bu sesin kaynagi. Ulu bir cinarin golgesinde muzik yapan bu yerel muzisyenlerden beyaz sapkali kizilderili olani bana bir de CD satti. Ama helal olsundu.
Iste Mr. Pieterson & The Guys
ve beni cok uzaklara goturen sarkilari… Muzik esliginde dans eden bir grup da yerli kadin gorduk bu arada. Bunu TableTop yani Masaustu Dag’ina yaptigimiz gezi izledi. Teleferikle cikilan bu acaip dagin adi, tum ust kisminin dumduz olmasindan geliyordu. Yani bir zamanlar dunyanin oldugu gibi sayin seyirciler. ekte, kalin polarim ve beni gorebilirsiniz.Bu bol gunes alan, harika manzarali, bulutlarin yuzunuze surunerek gectigi dagda 1 saat gecirdikten sonra ingilizcesiyle bizleri buyuleyen taksi soforumuzle otele donduk.
Hayatinda en cok sevdigi ulke slotuna turkiyeyi basmis otel sahibimizle pamukkaledeki buzullarin erimesi ve global isintidan bahsettikten sonra Hintli, musluman kardesim Sain ile havaalanina gittik.
Ve bir Cape Town maceramiz daha boyle sona erdi sevgili izleyiciler…
Bir dahaki Cape Town’da bulusana kadar… golgede kalin

5 comments:

steel skyblade said...

çok güzel bir çalışma
teşekkür ederiz bize ordaymışız hissi yaşattın.

Celebrian Knooktook said...

Blogunuzu okuyan genç dimaglara yanlış bilgi vermemek amacı ile söylemem gerekir ki pamukkaledeki buzul degil kirectir. calgon reklamında da belirtildiği gibi yurdumuzun suları kirecli. evet kirecli!

dalai lama reborn said...

7den 77'ye programını yaşatma derneği olarak çok iyi iş çıkarmışsınız. yayın ekibine destek vermek için oralara geliş hazırlıklarına başladım bile...

iyi kalpli reborn said...

ben hintliler daha güzel ingilizce konuşur sanırdım (bkz: mohender suresh)

(bkz: i agree)

iagree said...

heheheheheheheehe
i agree, heheeee
gözlerim yaşardı gülmekten.